Ha biri kafana silah dayayınca biriyle evlenmişsin.
Ha gelecek korkusuna kapılıp para kazanma hırsına ermişsin.

Özetle insanlığa karşı tavrımı, tepkimi hep korudum.  ’ Öküzlük etmeyin lan. ‘

Hissiz kalmak ve umursamaz kalmak arasında baya kalın duvarlar var.
Öküz olduğun için umursamazsın.
Hissiz kalmak ayrı. 
Anlamamak için kör kalmayı seçiyoruz etrafımıza.
Kimsenin taşlaşmış bi kalbi olmadığına inanırım.
Yara olmuştur, aynı yeri sürekli yolarsın ama her seferinde daha az acır.
Taşlaşmamıştır.
Hissiz kalmıştır.

Ülkede yüz binlerce potansiyel katil dolanıyorken, İsrail’e tepki göstermeleri pek inandırıcı gelmiyor.
Yarın öbür gün ’ dinden çıkmış huaaaaa ’ diye üstünüze atlarlarsa bi cibildak vardı dersiniz :ı

Benim hiç Çin’de bir ablam olmadı
Hiç çiçekçi dükkânım İvan Milinski
Üç Galata gecesi Ceneviz kerhânesinde
Boyalı kunduralarıma büyük erkekliğime baktı kaldı
Dişleri kâmilen altın dövülmüş bir kadının yüzü

Peki bu Güzel Avratotu da kim yahu?
Oldum olası ayakta bira içiyor
Galiba yine yüz kişi ütülemiş kayıkta kızcağızı
Biliyorsun işte bira içerken vergi vermek gücüme gidiyor arkadaş
Hem ne demeye o Güllü Agop ukalâsı otobüs paramı çekecekmiş
Eve gitmek istemiyorum pazarlık ederiz hamamda yatarız
Ulan git şimdi milli gelirden söz açma bana defol bas git yıkıl

Mübeccel Mübeccel ben ben olayım da seni hiç anlamayayım ha
N’olur uzat bacaklarını Galata’dan denizlere uzat uzat da
Zırlamadan anlat on ikisi de deli olan kardeşlerini Mübeccel
Anlat kimlerin yüreğinde Kız Kulesi gibi grev çivileri var
Kimler boş sarnıçlara iğilmiş ha bağırır ha bağırır
Sen kahırlanma bana gözlerim Çin’de benim çiçek bahçelerine kaçmış
Benim hiç Çin’de bir ablam olmamış hiç çiçekçi dükkânımolmamış

Geceleri Galata’da gülerken bacaklarımız uzamış alıştık artık ölüme
Diyeceğim şu İvan Milinski: ölüm için ayırdık geceleri gülerken
Galata’da

Ece Ayhan

Anonim sordu

nereyi kazandın ?

khas radyo tv sinema

yalanlarınsa insanları çeken
nasıl ’ ben ’ diyebilir kokuşmuşluğun

Aldığın telefon, giydiğin elbise, kol saatin, yattığın yataktan yaşadığın ülkeye kadar, bunların değişmesi ya da daha üst modellerine sahip olman sana anlık mutluluk, ardından ise alışmışlık getirecek.

Ne paran, ne sahip oldukların sana ömürlük mutluluk sağlayamaz.

İstediğinin alınmaması, alamaman, imkansızlıklarla çevrili olması, bunların mutsuz olmana yetmesi ise sadece basit çocukluğun.

Sahip olduğun dostluklar ya da daha ötesinden bahsetmek gerekirse sohbetlerin, aralarında bulunduğun bir topluluk.
Bunlar olmadan mutluluk olmayacağını kavramanız dileğiyle. 

Taşıdığınız bir poşet dahi 20 yıl sonra sizi mutlu ederken, herhangi bi telefonun alma sevinci size asla tekrar tekrar mutluluk sağlamayacak.

-Gözümde çay edebiyatı yapanlar.

-Gözümde çay edebiyatı yapanlar.

Yüksek çözünürlükte görüntüle

verdiğiniz tüm acıları hissedeceğiniz, asırlarca kahrolacağınız cehennemler istiyorum.
en günahkarınız ben olabilirim.
acı içinde..yaşattıklarınız içinde, öyle can çekişeceksiniz ki kendi acımı unutacağım.
nasıl da keyifli görünüyor, hayal edince kıvranışlarınız.
tüm sızı gidiyor ruhuma işleyen.

alın size adalet, alın size nefret.
benim kaçışım beni yok edecektir, ama benimle geleceksiniz.
sebebimsiniz günahlarıma.
benimle geleceksiniz.
çığlığınız senfoniler, yakarışlarınızla armoniler olmalı, kulaklarımı doldurmalı.
hahaha.

Hangi düşünceler bana ait? Benliğime?

Birbiriyle zıt düşen, çelişen onca düşüncenin arasından hangisi egom, hangisi benliğim?

Şeytanım hangisi?
Şeytan olan ya benliğimse? 
Egom buna inat farklı davranıyorsa?
Onca değişken içinden, kendimi nasıl bulabilirim.

Metrobuste her durak 1 kisi iniyor, 3 kisi biniyor.
Orospunun teki klimali yerimi kapti :@
Bi de Gurkana benzetti biri. Aminakoyim Gurkana benzetin anca. Bi Gerard Butler’a benzetmeyin :@

Karanlıktı, geceydi.

Sen dünyanın yörüngesine göre mi edebiyat kasıp, sevip, sevişip, yalnızlığa falan gömülüyorsun.

Neredeydi lan, bi yerde uzunca süre gündüz oluyor, uzun zaman da gece oluyordu. Heh, işte orası götüne girsin.

Metin & Kemal Kahraman - Ferfecir

Burada gösterdikleri insana kapılıp gidiyorsunuz ya.
Sonra canınız falan yanıyor.
Ben çook gülüyorum he.

Ölümden korkmuyoruz.
Kaybolmaktan, görünmemekten ve silinip gitmekten korkuyoruz.

Tumblrın tavsiye ettiği bloglar çok tuhaf olabiliyor.

Mesela adam fotoğrafın üzerine söz yazmış, ardından altına uzunca kendi adını yazmış.
Anonim ya da belirli şahıslara ait sözleri, kendilerininmiş gibi kullananlar var bi de, ayrı konu.

Bloguna girdiğinde, ne yaparsa yapsın adını altına yazıyor.
Adını mı seviyor, kalıcı olmak veya ’ ben yaptım ulan ’ demek için mi anlamıyorum.

Anlamaya da çalıştığım söylenemez, tuhaf işte.