verdiğiniz tüm acıları hissedeceğiniz, asırlarca kahrolacağınız cehennemler istiyorum.
en günahkarınız ben olabilirim.
acı içinde..yaşattıklarınız içinde, öyle can çekişeceksiniz ki kendi acımı unutacağım.
nasıl da keyifli görünüyor, hayal edince kıvranışlarınız.
tüm sızı gidiyor ruhuma işleyen.

alın size adalet, alın size nefret.
benim kaçışım beni yok edecektir, ama benimle geleceksiniz.
sebebimsiniz günahlarıma.
benimle geleceksiniz.
çığlığınız senfoniler, yakarışlarınızla armoniler olmalı, kulaklarımı doldurmalı.
hahaha.

Hangi düşünceler bana ait? Benliğime?

Birbiriyle zıt düşen, çelişen onca düşüncenin arasından hangisi egom, hangisi benliğim?

Şeytanım hangisi?
Şeytan olan ya benliğimse? 
Egom buna inat farklı davranıyorsa?
Onca değişken içinden, kendimi nasıl bulabilirim.

Metrobuste her durak 1 kisi iniyor, 3 kisi biniyor.
Orospunun teki klimali yerimi kapti :@
Bi de Gurkana benzetti biri. Aminakoyim Gurkana benzetin anca. Bi Gerard Butler’a benzetmeyin :@

Karanlıktı, geceydi.

Sen dünyanın yörüngesine göre mi edebiyat kasıp, sevip, sevişip, yalnızlığa falan gömülüyorsun.

Neredeydi lan, bi yerde uzunca süre gündüz oluyor, uzun zaman da gece oluyordu. Heh, işte orası götüne girsin.

Metin & Kemal Kahraman - Ferfecir

Solmaksızın, rengarenk, kıpkırmızı.

Burada gösterdikleri insana kapılıp gidiyorsunuz ya.
Sonra canınız falan yanıyor.
Ben çook gülüyorum he.

Ölümden korkmuyoruz.
Kaybolmaktan, görünmemekten ve silinip gitmekten korkuyoruz.

Tumblrın tavsiye ettiği bloglar çok tuhaf olabiliyor.

Mesela adam fotoğrafın üzerine söz yazmış, ardından altına uzunca kendi adını yazmış.
Anonim ya da belirli şahıslara ait sözleri, kendilerininmiş gibi kullananlar var bi de, ayrı konu.

Bloguna girdiğinde, ne yaparsa yapsın adını altına yazıyor.
Adını mı seviyor, kalıcı olmak veya ’ ben yaptım ulan ’ demek için mi anlamıyorum.

Anlamaya da çalıştığım söylenemez, tuhaf işte. 

Elindeki kılıcı savuruyorsun insanlığa, üstünlüğünü kanıtlamak için.
İki tarafı da keskin, unutuyorsun.

Ölümleri, haksız ölümler, katliamları, katilleri, maktulleri, haksızlıkları, yolsuzlukları..dünyanın tüm acılarını hatırlayarak yaşayamazsın.

Dünyanın merkezi olduğunu düşünmelisin yaşamak için.

Tüm insanlıktan, bir basamak dahi yukarıda olduğunu düşünmelisin yaşamak için.

Televizyondaki ölüm haberleri, facialar..bunlarla yaşamadın hiç.

Bilinç, bilincim dediğin şey, sen değilsin.
Sen sadece bir kurbansın. 
Kendini deşiyorsun kılıcınla.

Bu sene üniversite ve biraz olsun heyecanlı değilim. 
Sağlam arkadaşlıkların çıkacağı ihtimali dahi olsa, ne tür bir ortama ve çevreye gireceğimi bilmek can sıkıcı.
Gerek buradan, gerek gerçek yaşamdan edindiğim dostluklar sayesinde, ne tür insanlarla karşılaşacağımı az çok kestirebiliyorum.

Kişisel değil aslında.
Mesele insanlık sanırım.

Kendimizi kabullenemiyoruz.
Ortaokuldaki ezik hallerimden nefret ettiğim hala oluyor.
Ama gerçekten başarı diyebileceğim ortaokuldaki o ezik halimdi.
Ben buyum diyebiliyordum.

Umursamadan sokağa çıkabiliyordum.
Ben insandım.
Şimdi ne olduğumu ya da ne olduğumuzu kestiremiyorum.

İnsanları sırf görüntüsüyle, imajlarıyla yüceltiyoruz.
Hatta isimleri bile artık bizim için önemli.

Merhaba.
İkea mobilyaları ve 19.99’a aldığımız vantilatörün karşısında yarım bardak kola, bir paket sigarayla, yarı çıplak uzanan adamı okudunuz. 
Ya da okumadınız. Sikimde değil.

Hepsi aynı kitaptan, mezhepten bahsederken nasıl oluyor bu kadar fazla hacı, hoca ve alim çıkıp birbirini kötüleme yarışına girebiliyor.

Kitap o dolapta dururken, amaç nedir hocalara caiz mi soruları?

Beyninizin varlığından bahsederken hele?

Sakalım diyemiyorum.
Sakalın cibildakadami var artık.

these are not the droids you re looking for :(

Uzuuuun uzun siyasi içerilikli yazılar yazıyorsunuz ve ben okuyorum.
Okuduktan sonra özeti en fazla 5 satır ya da 10 satır çıkar ve ne anlattıysan eksiksiz şekilde konu aynı kalır, hatta örneklerini dahi içine katabilirim.

Gazetelerde ya da dergilerde çıkan, siyaset yapan beybabalara, hanımlara bakın, tatlı tatlı anlatırlar dertlerini kısacık yazılarla.

Karşındaki milletin cahilliğini bile bile yazıyorsun o koskoca paragrafları.

Oğuz Atay kafasında siyaset yapıyorsun.

Bariz egonu tatmin ediyorsun bebito.

' Saçları kes de insana benze biraz 'Olum mit lan bu.Hamurunda olmayınca olmuyor demek.

' Saçları kes de insana benze biraz '
Olum mit lan bu.
Hamurunda olmayınca olmuyor demek.

Yüksek çözünürlükte görüntüle