Love Is Blindness

-Güzel bir yere mi gidiyorsunuz?

*Birazcık uzaklaşacağım kimsenin beni bulamayacağı bir yere.

-Tanrım, kulağa harika geliyor. Biz de tatile gidiyoruz, Güney Fransa’ya.

*Harika. Otobüsle gitmek için uzun yol.

-Biliyorum. Sadece, bilirsiniz işte çevre.

*Evet, hepimiz bunu düşünmeliyiz.

-Kulağa bir mankafa gibi gelmek istemem ama hepimizin bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Öyle işte.

*Tabii, haklısınız. Hepimizin var. O zaman neden ona sahip oldunuz?

-Pardon?

*Hiçbir şey karbonu birinci sırada, insanoğlu gibi kullanmaz. Yine de bir tane yarattınız. Niye? Bunu niye yaptınız? Yaşamı boyunca 515 ton karbon üretecek. 40 kamyon eder. Ona sahip olmak neredeyse Paris’e 6500 uçuşa eş değer bir şey. Yılda 90 kere uçabilirsiniz, gidiş ve dönüş. Neredeyse hayatınızın her haftasında. Yine de onun doğumunun gezegene verdiği etkinin aynısı olmaz.

-Evet, ama sanmıyorum ki…

*Böcek ilaçları, deterjanlar yüksek miktarda plastikler, onu sıcak tutmak için. Kullanılan nükleer yakıtlar. Onun doğumu bencilce bir davranıştı. Acımasızcaydı. Diğerlerinin acı çekmesine neden oldunuz. Aslında ne olduğunu önemsiyor olsanız onun boğazını şuracıkta kesersiniz.

-Pardon?

*Sizin için ben de yapabilirim. Bıçağımı çıkarırım, boynunda bir yarık açarım, sonra da uzaklaşırım. Benim otobüsüm orada. Siz de insanlığın geleceğini için kendi kısmınızdan fazlasını yapmış olursunuz. Hemen şimdi yapabilirim. Bak bana, konuşmaya dalmışım. Sanırım ayrılmak üzereler.

*Umarım gribi atlatır.
Belki de atlatmamalı.

boşver be olum

Duyduğum en leş kokan cümleler ’ ben hiç sevilmedim, sevmedim de :s ’ tarzında oldu.
Ne iki yüzlüsünüz lan siz?
Sizi sevene ayrı hakaret, sevdiğinizi söylediğinize bambaşka bi orospu çocukluğu bu, daha iğrenci de bambaşka yerde sevgiden, aşktan sevgiden bahsedebilmeniz.
Götünüze girsin ama kaybeden tribiniz, yeter amınakoyayım.
Zaten sevgisiz itin tekiysen müstahak lan, sana bi tekme de ben atarım.

Beklentisizlik birkaç adım daha öteye ilerlemeni kolaylaştırıyor. Kabullendiğin gerçeklerin bambaşka yüzleri ortaya çıktığında ise, pek kolay adım atamaz hale geliyorsun. Tuborg yazısının altında  Efes tadını almak mesela, kapağını açmadan buzdolabında haftalarca saklayabilirsin. Onun üstünde yazan bira olduğundan emin bir şekilde saklar, emin olmak için ‘ bi deneyeyim ulan ‘ demezsin.  O birayı seçerken, üstünde yazılana inanmışsındır, gerçektir ve oradadır. Hiçbir beklenti içinde olmadan, belki cebindeki son parayla ‘ lan saklayıp ne yapcaz ‘ diye dalmışsındır. Yarını yoktur.

İçmeyeniniz yoktur o biralardan. İçi dışı bir olmayan biralar hani. Haftalarca, aylarca belki yıllarca gönlünüzün..pardon ya buzdolaplarınızın bi köşesinde tuttuğunuz o biralar var ya, hiç içmemiş olamazsınız.
Bazen görüyorum ‘ bi daha siksen güvenmem o bira şişelerine ‘ diye çıkanlarınız oluyor. Bazen ise ‘ yetti  lan, ne kaldı cebimde ‘ diye tövbe edenleriniz.

Merak ettim lan şimdi, hiç o bira şişeleri gibi çıkanlarınız olmadı mı. Ben baya taklit ettim o bira şişelerini. İçmeye tenezzül dahi etmeyeceğin biralardan oldum. O tövbeler ettiren biralardan oldum. Cebindeki son kuruşu aldığını düşündüren biralardan oldum. Oldum ulan, olmadım değil.

Şimdi bu lavuk ne saçmalıyor, biralar miralar diye düşündüysen, ne söylenir sana be olum.
Ya o kapağı açmadan, hiç tatmadan kırdın oracıkta, ya da hiç anlamadın üstünde yazandan farklı olduğunu.

 ’ I’d like to share a revelation during my time here. It came to me when I tried to classify your species. I realized that you’re not actually mammals. Every mammal on this planet instinctively develops a natural equilibrium with the surrounding environment but you humans do not. You move to an area and you multiply and multiply until every natural resource is consumed. The only way you can survive is to spread to another area. There is another organism on this planet that follows the same pattern. Do you know what it is? A virus. Human beings are a disease, a cancer of this planet. You are a plague, and we are the cure. ‘

Sizinle, bir süredir kafamı meşgul eden bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Bu düşünce aklıma sizin türünüzü sınıflandırmaya çalışırken geldi ve anladım ki sizler aslında memeliler sınıfına dahil değilsiniz. Bu gezegendeki tüm memeliler, yaşadıkları çevre ile içgüdüsel olarak bir denge kuruyorlar. Ama siz insanlar öyle değilsiniz. Bir bölgeye yerleşiyorsunuz ve çoğalıyorsunuz, tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. Canlı kalabilmenizin tek yolu başka bir bölgeye yayılmak. Bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. Ne olduğunu biliyor musunuz? Virüsler. İnsanlar hastalıktır. Bu gezegenin kanserleri. Sizler vebasınız. Ve bizler de bunların ilacıyız. ‘

-Agent Smith ( Matrix-1999 )

Anonim sordu

Niye gizli o tivitler sanki devlet sırrı amk

niyi gizli i tivitlir sinki divlit sirri imk 

(@spinelesso) | Twitter

(madaoyuk gönderdi)

Kaynak: cibildakadam

Asıl gönderi sahibi uyan